Atsız / Ruh Adam

images

Hüseyin Nihal Atsız  /  Ruh Adam

İsmiyle müsemma bir kitap olan ruh adam bir uygur masalı ile başlar. Bu masalda eski zamanlarda bir Türk devletinin ordusunda yüzbaşı olan burkay ın bir çınarın altında açığma kün ü görüp aşık olması ve onun uğruna evdeşine vefasızlık yapması, bunun sonunda açığma kün e olan aşkının giderek büyüyerek ruhunu azaplar içinde bırakması işlenir. Masal da burkay ölür ve ruhu bin yıldır azap çekmeye devam etmektedir. Ruhunun azap çekmesinin sebebi ise evdeşine yaptığı vefasızlığın cezası ve açığma kün den aşkına tam karşılık bulamayışıdır.
Bu masal romandan ayrı bir bölümdür. Ama romanında ana ekseni bu minvalde devam eder.

Yüzbaşı selim pusat, bir albayla kıralcılık cumhuriyetçilik tartışmasına girişir bir derste. Sonunda arkadaşı şerefle hapise atılır. Selim pusat açık sözlüdür ve bunun kurbanı olmuştur. Üç yıl hapiste kalır. Hücre cezası çeker. Apoletleri sökülür. Bir ara idamla yargılanır. İçerde iken onun hakkında ipe sapa gelmez iftiralar atılır. Vatan hainliğinden tutunda, gizli bir örgütü olduğu, arkadaşı şerefle rejimi yıkmaya çalıştığı gibi iftiralar. Bunları duyan selim pusat yıkılır. Askerlik onun hayattaki tek bildiği meslektir. Ve en çok değer verdiği şeydir. Kitap okuyacaksa harb tarihini, zamanında meydana gelmiş büyük savaşları okur, taktiklerini inceler. Müzik dinleyecekse askeri marşları dinler. Tam bir irade adamıdır.aşka inanmaz. İnandığı değerler bu mahkeme ile bir bir yıkılmıştır. Komutanlarının kendisine karşı hain gözüyle bakması, medyanın üzerine gelmesi, insanlığa ümit adına, içinde çok şey kırılmıştır. İçerde iken eşi öğretmen hanım ayşe de çalıştığı okuldan azledilmiştir. Yani felaket ailesine de sıçramıştır. O süre zarfında bu ailenin fertleri maddi ve manevi birçok sıkıntı çekmişlerdir.

Bir gün selim pusat hapisten çıkar. Arkadaşı şeref te hapisten çıkar. Mahkemece aklanırlar. Fakat apoletleri sökülmüştür. Şeref bir not gönderir arkadaşına ve bu dünyadan ebediyete kendi isteğiyle gider. Şeref dayanamamıştır onca kötülüğe. Selim ise eşi ayşe ve oğlu tosunu düşündüğü için şeref gibi yapamaz. Ama artık selim pusat adeta yaşayan bir ölü gibidir. Sessiz, kendi kabuğuna çekilmiş, insanlarla iletişimi asgariye indirmiş, evinden çıkmayan, çoğu şeyden nefret eden bir adam olmuştur. Çoğu şeye istihza ve istihfaf ile bakar romandaki tabirle. Eşi ayşe içinde bu durum çok zordur, çünkü ailesine karşı da, hayata karşı olduğu alakasızdır, fakat ayşe çok fedakardır, selim i anlamaktadır. Onu hayata döndürecek çareler düşünmektedir. Hayat bu aile için bu şekilde akıp gitmektedir.

Romanın yakalaşık 70 lerden sonra akışı değişmektedir.

Ayşe okuluna geri dönmüştür. Sınıfında çok çalışkan ve efendi üç öğrencisi vardır, nurkan, aydolu,güntülü. Bu öğrencilerinden ikisi ayşenin eski öğrencilerindendir
Güntülü ise onların arasına sonradan katılmıştır. Güntülü romanın ana karakterlerinden birisidir. Ailesinin geçmişi bilinmez. Bu mana da fiziki güzelliği temsil eder, nazan bekiroğlunun deyişiyle.

Selim pusat bazı akşamüzerleri çamlı koruya gidip sessizliğin içinde doğa ile başbaşa kalıp zihnini dinlendirmektedir. Bir gün çamlıkoruda bir bankta otururken gaipten birisi kulağına bir şiir okur. Burada romanın içine düşsel öğeler girmektedir. Bundan sonra çok farklı bir şekilde devam eder roman. Etrafta kimsecikler yoktur. Kalkıp gideceği sırada birisinin bankta oturmuş ağladığını görür. Bu leyla mutlaktır. Şiirde mutlak kelimesi geçmektedir. Leyla mutlak bir hanzade dir. Karşıda bir gölgeyi gösterir ve kendisini sürekli takip ettiğini söyler, kendisini evine kadar geçirmesini ister selim pusat tan. onu takip eden kişi yek tir. Yek eski Türkçe de Şeytan demektir.

Bir gün selim pusat bir vesileyle ayşe öğretmenin öğrencileriyle tanışır. Güntülünün sesi çamlı koru da kulağına şiir okuyan sesin aynısıdır neredeyse. Buralarda bilmeceler başlar. Sanki o sesi bin yıldır tanıyordur. Eski bir tanıdığı hatırlatıyordur ona bu ses ve bu sima. Ama zihnini yoklasa da bulamaz, sanki binlerce yıl öncesinden gelir bu ses. Burada selim pusat kaderin eline düşmektedir. Aciz kalmaktadır. Ruhu karman çormandır. Dalgalı bir deniz gibidir. durulmak bilmeyen. Kendine de yedirememektir ama selim pusat aşka inanmaya başlamıştır. Ruhu bu fırtınalarla savaşırken arkadaşı şeref bir gün bir fotoğrafın içinden çıkıp gelir ve selim i uyarır. Sen böyle bir adam değildin, sana ne oluyor selim diyerek. Şeref aslında selim pusat ın şerefini simgeler romanda. Şeref sık sık selimle konuşur, kalbi kanamaktadır. Bu bir halüsinasyon değildir, örneğin şeref giderken kapıyı tutar, kalbi kanadığı için kapıya kan bulaşır. Bunu eşi ayşe öğretmen görür. Ayşe öğretmen düşsel öğelerin dışında en gerçektir. Buradan şeref in gerçekten geldiğini anlarız romanda.

Selim pusat bir işe girer, eski tarihi belgelerin tasnifi gibi bir iştir bu. Yek burada işyerinden bir arkadaşı gibi karşısına çıkar. Leyla mutlak la arada bir gider konuşur. Leyla mutlak Kanuninin oğlu şehzade Mustafa nın soyundan gelmektedir. Şehzade Mustafa nın bir çocuğu , şehzade mustafa şehid edilirken, onun yakın bir koruması tarafından kaçırılıp saklanmıştır. Hanzade leyla, asaleti temsil etmektedir romanda.

Selim pusat çok içmektedir.zamanla hasta olur. Zihnindeki amansız savaşında bunda etkisi olmuştur. Yataklara düşer. Doktorlar gelir gider. Yek burada doktor key kılığında gelir ve ona derdinin aşk olduğunu söyler. Selim pusat onunla alay eder ama sonunda kendisine itiraf etmek zorunda kalır.

Bir akşamüstü kapı çalar hızlı hızlı, gelen keydir. Mahkeme var, yargılanacaksın der. Suçum ne der selim pusat, yasak aşk der key. Selim pusat apar topar dışarı çıkar ve keyle yürümeye başlar, sonunda büyük bir alana gelirler. Burası mahşer kalabalığıdır. Bir ışık gelir ve selim pusat ı yargılamaya başlar. Selim pusat ı kimse savunmaz. Ne çok sevdiği krallar, mesela silah arkadaşlarıyla mete gelir, ama onun suçlu olduğunu söyler. Sırayla çağrı bey, attila, gibi birçok hükümdar, ne babası, dedesi,  ne de geçmişteki gelecekteki insanlardan kimse onu savunmaz. Yalnızca annesi onu savunur. Orada felsefi bir savunma yapar selim pusat. Eski zamanlardan, kendisiyle aynı kaderi paylaşan bir askerle çarpışması ve neticeye göre suçlu veya suçsuz olduğuna  karar verilmesi  ile mahkeme neticelenir.

Bir gün key gelir ve çarpışmanın çamlıkoruda olacağını haber verir. Selim pusat gider, karşısında beş kişiyi görür, rakibi asker, arkadaşı şeref, kendi gençliği, key, ve güntülüdür galiba. Aslında selim pusat nefsine karşı bir çarpışmaya girişmiştir. Sonunda rakibinin yüzünde bir çizik açar, kendiside yara alıp yere düşer. Kaybetmiştir  kazanmış mıdır bilinmez. Muğlak bırakılmıştır bu kısım, romandaki çoğu kısım gibi. Yazar okuyucunun muhakemesine bırakmıştır çoğu kısmı. Veya hayalgücüne.

Çarpışma dan sonra leyla mutlak bilinmeyen bir yere gider. Şeref te bir daha gözükmez. Güntülü de yoktur. Selim pusat ın zihni berraklaşmıştır. Eski hastalığı gitmiştir.

Bir gün ayşe öğretmen eve gelir. Tosun ağlamaktadır. Ayşe pusat ne olduğunu sorduğunda, babasının duvardaki fotoğrafın içinden çıkıp, tosunla konuşup, tosun subay olduğunda geleceğini söyleyerek gittiğini söyler. Ayşe duvardaki çeeçeveye baktığında içinin boş olduğunu görür.
Roman gelecekten bir sahne ile biter. Bu sahne yine yüzbaşı burkay ile alakalıdır.
Benim yorumum, biraz karanlık olmasına, işlediği konu biraz sıkıntılı olmasına rağmen, biraz karanlık bir atmosferi olmasına rağmen, okuduğum için pişman olmadığım bir kitap oldu. Atsız ın ilk defa bir kitabını okudum. Tavsiye üzerine okumuştum. İlk kısımlardaki savaş ve barış üzerine yapılan felsefi kısımların faydalı olduğunu düşünüyoeum özellikle. Yazarın kaleminin oldukça kuvvetli olduğunu müşahade ettim okurken. Böyle bir nevi özetini yazarak okuma heyecanını karçırdım mı bilmiyoeum ama okumak isteyenlere iyi okumalar dilerim.netice de yazdığım şey kitaba göre çok kısa, bisürü yazılmayan yerleri ve yazarın felsefi tartışmaları var kitapta, daha doğrusu selim pusatın. Nazan Bekitoğlu bu kitap için, bir irade insanının aşk ve kader karşısındaki acizliğini işleyen bir kitap yorumunu yapmış, bende katılıyorum.
Nazan bekiroğlunun kitapla alakalı uzunca bir incelemesi de şu linkte, okumak isteyenler için buraya ekleyeyim.

http://www.nihal-atsiz.com/yazi/ruh-adam-romani-uzerine-bir-tahlil-denemesi-nazan-bekiroglu.html

..

 

Advertisements

One Comment

Add yours →

  1. Lise hayatımda severek okuduğum bir kitaptı. Sayende geçmişte kısa bir gezinti yaptım 🙂

    Liked by 1 person

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: