Stefan Zweig / Satranç

IMG_20151210_100033

Stefan zweig / satranç

Stefan zweig bu eserinde, hitler dönemi Almanyasından bahseder. İki karakter üzerinde durur ; Czentovic ve doktor b. Bu iki karakter aynı zamanda birer simgedir. Birisi özgürlük ve medeniyetin, diğeri baskı ve ilkelliğin.

Czentovic çocukken babasını kaybeder. 13 yaşında iken iyi yürekli bir papaz onu yetiştirmek için yanına alır. Ona dersler anlatır. Ama çocuk bir türlü öğrenememektedir. Aynı zamanda herşeye karşı aşırı ilgisizdir. Ağzını bıçak açmamaktadır.

Papaz her akşam bir arkadaşıyla satranç oynamaktadır. O sırada Czentovic getir götür işlerini yapar hemde oyunu izler. Bir gün papaz ın yarım bıraktığı bir oyunu tamamlamak için satranç tahtasının başına geçtiğinde rakibini ondört hamlede yener. O köydeki ve civardaki herkesi yener satrançta. Papaz onu bir ustanın yanına gönderir 6 ay. Orada satrancın inceliklerini daha çok öğrenir. Ve oradan bir dünya şampiyonu çıkar.

Nerdeyse hiç konuşmaz bu dünya şampiyonu. Eski güvensiz halinin yerini yeni kaba bir gurur almıştır. Hayal gücü, zekası ondan kat kat üstün olan eski dünya şampiyonları onun kaya gibi aklı karşısında yenilmişlerdir.

Doktor b. Tanınmış bir aileden gelmektedir.amcası monarşi döneminde imparatorun özel doktorudur. Diğer bir amcası ise bir manastırın başrahibidir. Hitler döneminde babası ile hukuk bürosu çalıştırırlar. Aslında bu hukuk bürosu bir göstermeliktir. Esas amaç kiliselerin ve manastırların, en azından taşınabilir mülklerini hitlerden korumaktır. Hitler manastır ve kiliselerin mülklerine el kpymaktadır. Doktor b. İse taşınabilir mülklerini sınırın öte tarafına geçirmektedir. Müşterileri manastırlar, arşidükler vb dir. Hitler bir ajan gönderir bürosuna çaycı olarak. En sonunda doktor b. yi tutuklarlar. Bir otele hapsederler. Otelin camı bir duvara bakmaktadır. Dünyadan kopuk bir şekilde orada tutulur. Saat yoktur, onunla konuşacak insan ypktur, sadece sorgu saatlerinde kendisi ile konuşulur. Gardiyanınında kendisi ile konuşmasına izin verilmemiştir. Bir hiçliğin içine düşer doktor b. Sorguda kimseyi ele vermemesi gerekir. Bunun farkındadır. Ama acaba ne kadarını biliyorlar diyede düşüne düşüne iyice psikolojisi yıpranır. Neyse ki evrakların büyük kısmını baskından öncr amcasına gönderebilmiştir.
Bir gün bir sorguya grçeceği sırada başka bir odada iki saat bekletilir. Orada bir askerin askıda duran montunun cebinde bir kitap olduğunu görür ve onu çalar. Okuması için kitaba da izin yoktur. Odasına gelip kitabı açtığında bir satranç kitabı olduğunu görür.

Satrancı az çok bilmektedir. Kitapta eski satranç şampiyonlarının satranç karşılaşmalarından derlemeler vardır. İlk başta pek anlamaz terimleri. Zamanla öğrenir, önce yatağının kareli çarşafının üzerine ekmek kırıntılarını koyarak kitaptaki müsabakaları görmeye çalışır. Zamanla satranç tahtasını zihnine yerleştirir. Artık satranç oynaması için satranç tahtasına ihtiyacı yoktur. Sürekli zihninde kitaptaki müsabakaları oynar. Unutmamak için mütemadiyen gözden geçirir hamlelerini. Bir müddet sonra bundan da sıkılır. Bir gün kendi kendine satranç oynamaya başlar. Bu ilk başlarda çok saçma gelsede zamanla bir tutku halini alır. Sorgularda falan bile aklı zihnindeki oyundadır. Bütün zamanını zihnindeki oyuna vermektedir. Kendi kendisine kızmaya bile başlamıştır oyun esnasında..

Bir gün gözlerini bir hastanede açar. Sinir krizi geçirmiştir. Doktor bir teşhis yazarak bir şekilde onu kurtarır gestaponun elinden. Onbeş gün içinde ülkeyi terk etmesi istenmektedir. Doktor onu bir daha satranç oynamaması konusunda uyarır.

Onbeş yıl sonra bir gemide czentovic ile karşılaşır şanseseri. Czentovic üç amatör oyuncunun çok ısrarı üzerine onlarla satranç oynamaktadır para karşılığında. Doktor b. Czentovic i tanımamaktadır. Kendini tutamaz, amatör satranç oyunculara hamleleri hakkında fikir verir ve czentovicle berabere biter müsabaka.

Czentovic bir müsabaka daha ister, doktor b. Kabul eder. Acaba tutuklu iken oynadığı oyun gerçekten satrançmıydı yoksa bir zihin aldatmacasıymıydı bunu görmek ister. Oyun başlar. Donuk ve bir kaya gibi tepkisiz czentovic çok yavaş oynar. Buna mukabil doktor b. Tam tersine keyifli rahat bir şekilde ve hızlı oynar. O müsabakayı kazanır. Ama doktor b gittikçe kendini kaybwtmiştir oyunun sonlarına doğru. Krizi twkrarlayacak duruma gelmiştir neredeyse. Czentovic ikinci bir oyum teklif eder, dpktor b. Tabiki der. Halbuki tek oyun oynamak için kendi kendisine söz vwrmiştir. Ama oyun onu değiştirmiştir, eski mğtevazılığı sessiz sakinliği gitmiş, şimdi yerinde duramayan bir adama dönüşmüştür.

İkinci oyunda czentovic doktor b. yi çözmüştür, oldukça yavaş oynar, hwr hamleui en son dakikada yapar. Doktor b. İse o sırada kantinin içinde ayapq kalkıp bir alanda yürümektedir sinirli sinirli. Kafasında bir sürü hesaplar yaptığı bellidir. Yürürken hep aynı noktadan dönmektedir, orada hayali bir dolap vardır. Odasındadır sanki doktor b. Sonra beklenmedik birşey olur, doktor b. hamlesini yapar heyecanla vr bağırır, şah. Halbuki öyle birşey gözükmemektedir. Czentovic güler. Ben öyle birşey göremiyorum der. Doktor b. nin hayat hikayesini kendisine anlatmış olan yazarımız dpktor b. ye bir çimdik atar ve ona masadan kalkması gerwktiğini söyler, ona krizi hatırlatır. Doktor b. Bir dakika içinde kendisine gelir. O sıra taşların yerlerini isimlerini sayıklamaktadır. Dikkati dağılmış kafasında başka bir oyunu oynamaktadır. Kendisine karşı oynamaktadır kafasında. Bu da rakibine yanlış hamle yapmasına sebep olmuştur. Rski mütevazılığına döner herkesten özür diler ve oyunu bırakıp oradan çıkar.

Doktot b. nin yenilmesi avrupa kültürünün yenilmesinin simgesidir aslında, kitabın arka kapağında belirttiği gibi.  zweig in de vedasıdır aynı zamanda.

Şu sıralar yaşasaydı dünyanın gidişatına ne derdi acaba zweig. Yine aynı savaş dalgaları, yine ölümler, yine düşüncesizce masumları katleden, onların ölmesine sebep olan zihniyetler. Yine aynı toprak hırsı, para hırsı  petrol hırsı. Yine kültürlerin yok oluşu, insanlığın yok oluşu.

Kitabın son cümlesi ile noktalayalım yazımızı. Doktor b. gider. Czentovic arkasından güler ve şöyle der ” hiçte fena bir hamle sayılmazdı aslında. Sizin bu garip arkadaşınız bir amatöre göre gayet iyi.”

Herkese iyi okumalar.

 

IMG_20151210_100043

Advertisements

3 Comments

Add yours →

  1. Akılda kalıcı ve vurucu bir kitap okurken çok sevmş okuduktan sonra hayranlık duymuştum yorumunuz okumayanlar için özet olmuş çok dtay girmeseniz daha iyi olcak gibi

    Liked by 1 person

  2. haklısınız, bir ara böyle özet yazdım birkaç kitabın yorumunu. değişik tarzlar denedim o ara galiba. ama dediğiniz gibi işimiz özet değil. şimdiki yazılarda daha dikkat ediyorum, ama bu seferde ser verip sır vermiyorum kitaptan neredeyse 🙂 biraz daha ortası olmalı galiba.

    Like

  3. özet yazmak daha kolay ve belki daha keyifli. yazı akıp gidiyor çünkü. hem beğendiğiniz bir hikayeyi anlatmak gibisi yoktur.

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: