Kiralık Konak / Yakup Kadri Karaosmanoğlu

image

kiralık konak yakup Kadri nin okuduğum ilk kitabı. Birkaç yerde ismini duydum. Okumak istediğim kitaplardan biriydi. Özellikle Nazan Bekiroğlu nun bikaç yazısını okuyunca kiralık konakla ilgili, iyice merak etmiştim. Geçenlerde kitapçıda kitaplara bakarken denk gelince aldım kitaplığıma koydum. Bir süre durdu orada. Sonra bi gün okunma sırası kiralık konağa geldi. Aslında Türk yazarların böyle müthiş kitaplar yazdıklarını gördükçe Türk edebiyatı okumaya doğru yöneliyorum iyice.

Efendim ben roman okumaya dedemlerin evinde gördüğüm azat kuşları kitabıyla başladım. Ahmet günbay yıldız kitapları okudum bol bol. Yaklaşık bi on kitap kadar. Yani dedemlerin evinde onlar vardı, bende ortaokul yıllarında bol bol okudum. Ama oldukça sıkıcıydı. Ben bütün Türk yazarları ahmet günbay gibi yazıyor zannedip yabancı yazarlara yöneldim. Yıllarca yabancı yazarlardan okudum. Yabancı yazarlardan bir iki kitaplarını sadece. Hatta çoğunun birer kitabını. Külliyatlarını okumadım yani. Çok iyi bir okuyucu değilim. Yeni yeni okumayı düzene koydum. Yani en azından her zaman diliminde okuduğum bir kitabım oluyor mutlaka. Üni yıllarında çok boşluklar oldu. Bi ara hiç okumadım. Bi ara üni kütüphanesinde o kitap bu kitap derken birer ısırık alınıp bırakılmış elmalar gibi biçok kitaba başlayıp bitiremedim. sonra Nazan Bekiroğlunu tanıdım ilk. Söyleşilerini falan okudum. Yazılarını düzenli okumaya başladım. Selim ileriyi de okuyorum biraz biraz. Oralarda duyduğum kitap isimleri yazar isimleri üzerinden yürümeye başladım. Ve karşıma bir hazine çıkmaya başladı. Ahmet günbay belki benim yaşıma göre ağırdı belki benim okuma tarzıma uygun değildi ama ben yanlış bi yerden başlamışım. Bunu anladım. Kiralık konak ı okuyunca bunu daha iyi anladım. Yani bir hazine var. Ama göremiyoruz. Bir sokak var ötede. Biz bir genelleme yapıp o sokakta güzel birşeyin olamayacağını düşünüp hiç bakmıyoruz o sokağa. Böyle birşey galiba benimkisi. Birde birkaç tane Tanzimat dönemi edebiyatından okuduğum kitaplarıda pek ustaca bulmamıştım.bunlar hep Türk edebiyatından uzak durmama sebep oldu. Belki de sadece kader.

Şimdilerdeyse ne büyük hata olduğunu düşünüyorum. Tabiki yabancı yazarlar da okunmalı fakat yabancı kitabı çevirirken eksikler olabiliyor. Anlamayabiliyorsunuz. Bir kere iyi bir Türk yazarın iyi bir kitabını okuduğunuzda geçmiş dönemi daha iyi anlaliz edebiliyorsunuz. Veyahut bir şehrin yüz yıl önceki halini bilmek, bir savaşı bir romandan okumak elbet farklı bir his. Bütün bunlar güzel şeyler. Birde en önemli husus belki, dilimizin zenginliğini daha iyi görüyoruz. O yüzden Türk romanlarının atlanmaması gerektiği kanaatindeyim. Hele hele çok kitap okuyorsanız.

Birde dilim dönmüşken çok satan kitaplar üzerine iki lakırdı edeyim. Olasılıksız ı okumuştum. Kitap okumaya ara verdiğim dönemde. Güzel bir kitaptı. Çerez niyetine okumuştum. Beni tekrar kitaplara bağlamıştı. Çünkü o ara felsefe falan okuyum derken temelli kitaplardan soğumuştum. Yani bu tür durumlar için güzel. Belli bir emek var yazılmış, birşey diyemiyorum o yüzden. Birde bazı okurlar o tür kitapları çok sevebiliyor oda normal.  Herkesin okuma keyfi, bişey diyemeyiz.   Ama arada gerçek edebiyat kitaplarının tadına bakmalarını öneririm. Neyse bu konuda polemik falan gibi algılanmasın. Ama çok güzel kitaplar var, çok şey anlatan, çok değerli kitaplar. Bunlarada bakmak gerek.

gelelim kitabımıza. Kitapta Naim efendi Seniha, hakkı celis, faik ve konak ana karakterler. Aslında bu isimler aynı zamanda sembol. Bu kitap 1908 ile 1920 arasını anlatıyor. Konak eskiyi temsil ediyor ve Naim efendi. Seniha ve faik bey ise yeniyi. Bu değerlendirme pek yanlış olmaz sanırım. Ahlaki çöküşü  batıya olan hudutsuz hayranlığı sorguluyor yakup Kadri.  bu sorgulayış sathi manada kalmıyor,  İyi temellerle roman kuruluyor ve keyifli bir okuma sunuyor okuyucuya. Tanzimat la başlayan batı hayranlığının geldiği noktayı Seniha ve faik bey ile açıklıyor. Türü gerçekçi işe romantik arası diyebiliriz. Gerçekçi akıma daha yakın. Gerçekçiliği biraz yumuşatarak aktarıyor. Ben çok beğendim. Hatta bitmesini istemedim. Belki ileride bir kez daha okuyabilirim. Kitapta not alınacak çok yerde vardı. İyiki okumuşum dediğim bir kitap oldu. Yakup Kadri nin diğer kitaplarına da göz atabilirim. Vakitsizlikten birazda ihmalden uzunca bi süreye yaydığım için okumasını,roman bitince üzüldüm. Karakterlere alışmıştım 🙂 

eski istanbulu okumak keyifliydi. İnsanlar nasıl yaşarmış, elektrik varmıymış, tramvay varmıymış gibi biçok şeyide öğrenmiş oldum. Çanakkale savaşına da ufaktan değiniyor kitap, savaş yıllarında bir Osmanlı ailesi nasıl yaşarmış, savaşa kimler gidermiş gibi biçok şeyi de az çok öğrenmiş oluyorsunuz. Değişen pek şey yok aslında zamanımıza baktığınızda.

Romandaki karakterlerle tanışmak isterdim  🙂  özellikle Naim efendi  hakkı celis ve Seniha ile belki. Dediğim gibi bir hazine ile karşılaştığımı düşündüm okurken. Ne değerli kitaplarımız ne değerli yazarlarımız varmış meğer. Demekki tarihte daha da geriye gitsek yine çok iyi yazarlarla çok güzel kitaplarla karşılaşma ihtimalimiz var. Yani sanki geçmişte kaliteli şeyler yokmuş gibi bir algı varya o algı yanlış. Kalite her zaman var.

Advertisements

3 Comments

Add yours →

  1. Analizler oldukca basarili.Paylasiminiz icin tesekkurler 😊

    Liked by 1 person

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: