Mustafa Kutlu / Beyhude Ömrüm

image

bir devri anlatıyor olanca yalınlığı ile. Köy hayatı ve köyden kente göç olayı. 60 larda bir köyde başlıyor hikaye. Eğer biraz köy yaşantınız olduysa sizi alıp saran sarmalayan bir kitap. Ben köyü yakalayabilenlerdenim. Küçükken köye gider orada bazen kısa bazen uzun kalırdık. Köy şendi. Evlerimiz şendi. Sohbetlerin muhabbetlerin tadına doyulmazdı. Şartlar zordu ama kalabalık olunca altından kalkılıyordu her işin.

Samanlar samanlığa dolduruluyor beraberce, tarlalar biçiliyordu, iki kişi biri bi taraftan diğeri diğer taraftan elinde tırpanlarla  biçmeye başlarlardı. Harmanda gece gündüz toplanan  otlar en sonunda  samana çevrilirdi. Ve içinden buğdaylarda ayıklanmış olurdu. Çıkan buğdayları el arabaları işe ambara taşırdık. Onu yapan makinenin ismi Patnos muydu, öyle birşeydi.

Atlarımız vardı. At arabamız vardı. İneklerimiz danalarımız, buzağılarımız vardı. Ahıra akşam vakti girdiğinde atların verdiği bir sıcaklık vardı. Tavuklar erkenden uyumuş olurdu tünemişler onlar için yapılan çatılan odunun üzerine. Tembel tembel uyukluyorlar inekler yayılmış geviş getiriyorlar. Bi kısmı ayakta olurdu. Atlar genellikle ayakta olurdu. Bir ahırda at varsa o ahır kışın bile çok sıcak olur. Nefesleri kuvvetlidir. Isıtır koca bir ahırı. Akşamları hayvanlara bakmaya ahıra gittiğimizde bile neşe muhabbet hiç  bitmezdi. Hatta küçüklük, ahırı Çok severdik. Hayvanların halleri ilginç gelirdi. İlgimizi çekerdi. Allah biliyor ya büyüklerde severdi ahırı, Ahırla uğraşmayı.

Güzeldi velhasıl. Yaşamak gibi güzel birşeydi eski günlerde köy hayatı. Tavuklarımız hindilerimiz, deremiz, tepemiz, kalemiz, kalenin ardında gölümüz, gölün yanında tarlamız vardı. Giderdik ta oralara at arabası ile veya yürüyerek.

Köyün akşamı da sabahıda gündüzüde Çok şendi. Köy arabası sabah köyden çıkardı. Şehre varırdı. Tıklım tıklım dolu olurdu. Bir Anadolu köyü. Akşamüzeri araba köye gelirdi şehirden. Yine dolu.

Sonra yavaş yavaş köyde haneler azalmaya başladı. Zamanla. Bir gün baktım köyün bakkalıda gitmiş. Üç beş hane kaldı köyde kala kala. Öyle bir yalnızlık çöktü köye. Tadı tuzu kalmadı köyün. Anılar kaldı heryerinde. Sessizliğe büründü tüm köy.

Kitap bunla ilgili duru bi anlatımla anlatmış. Geçmişe  gittim kitabı okurken. O güzel çocukluk günlerine. Mesut, dünyanın henüz çok güzel olduğu yıllar. Özlemle anılan yıllar. Tavsiye ederim.

Mustafa Kutlunun okuduğum ikinci kitabı. Anlaşılan mustafa kutlunun anlatımına doyamayacağız bu gidişle. Seri bir anlatım. Sıkmayan, sohbet üslubunda. Kelimeleri öyle güzel öyle doğal sıralayışına şaşırıyorsunuz okurken. Birde o kadar bilgi, bitkiler hakkında, araç gereç hakkında. Maşallah mustafa kutlunun zihnine. İyiki böyle bi yazarımız varmış. Türkçe’nin ne kadar da güzel kullanılabileceğini görmüş oluyoruz böylece.

Birde aslını inkar etmeden, tu kaka demeden yazan bir yazar mustafa kutlu. Buda farklı birşey benim için okumalarım arasında. Yani köy hayatını öyle güzel anlatmışki köye dönesim geldi. Ki zaten aklımda,  şakalarımda öyle bişey var bu aralar. Şimdi bu güzel  hikayeden sonra gitmeli köye. Baba ocağını şenlendirmeli. Nerde bizde o cesaret.

Ama yinede bir gün gideceğim büyük ihtimalle. Şehre doyduğumda, bir sessizlik özlemiyle dolduğumda köyün tozlu yollarında bulacağım kendimi, buna eminim.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: