Melal bahçesi Hüseyin Kaya

Hüseyin Kaya Melal Bahçesi

         Sivasta ortaokul yıllarımızda Hüseyin hocamız vardı. Dağ gibi bir adam. Kalbide dağ gibi. Türkçe hocamızdı. Anlatmak istiyorum Hüseyin hocamızı. Tanışmaktan, tanımaktan ötürü mutlu olduğumuz iyiki tanımışım dediğimiz güzel insanlardan birisidir kendisi. Çok öğrenciye edebiyat sevgisini daha o yıllarda aşılamayı başarmıştır. Nasıl mı , anlatarak, konuşarak, bize kaliteli eserlerden örnekler sunarak, okuyarak.

         Derste şiir okuduğu günler geliyor aklıma. Duru ve gür sesiyle Sezai Karakoçtan, Attila İlhandan şiirler okurdu. İllede Sezai Karakoç. Onun için yeri ayrıydı, bunu bilirdik. Sürgünler ülkesinden başkentler başkentine şiirini yazardı tahtaya, bizde defterlerimize yazardık yanlış hatırlamıyorsam, veya sadece okurduk. Tahtaya yazdığını hatırlıyorum net olarak. Veyahut yine sezai Karakoç’ un kar şiirini yazıp duru gür sesiyle okuduğunu hatırlıyorum. Attila ilhandan üçüncü şahsın şiirinide okumuştu.biz o zamanlar anlamını çok kavrayamazdık. Ama güzel şeyler olduğunu hissederdik. İyi şiirin tadını öğrenmeye başlamıştık.

       Esprileri meşhurdu.bir Bir esprisi vardı mesela şöyle : kafana 45 numara ayakkabıyı yediğin zaman görürsün gibi 🙂  veyahutta bir gün sınıfça pikniğe gitmiştik. Yıldız ırmağının kıyısı. Nehre girmek isteyenler olmuştu, Hüseyin hocamız ayakkabılarını göstererek kayık olarak kullanabilirsiniz demişti. Bunun gibi birçok orjinal esprisi vardı hocamızın.

       Bizlerden okumak isteyenlere kitaplar verirdi. Tolstoyu çok sever. Evinin bir duvarı boydan boya kitaplıktı o yıllarda. Şeker portakalı kitabını aldığımı hatırlıyorum. Birde Tolstoydan bir kitap almıştım. Sonra sekiz ay götürmemiştim. Utanmıştım götürmeye. En sonunda götürmüştüm yüzümü toplayıp  🙂 

          Sivasta yaşıyor, hiç çıkmadı Sivastan,üniversitede bir dönem Van’da okurken ayrı düşmüştür Sivas’tan sadece. Sivas’tada edebiyat yapılabileceğini gösterdi. Biz liseye geçerken Hüseyin hocamızda liseye geçmişti. Orada yollarımız ayrıldı. Ama aynı okulda olduğumuz için yine görüyorduk Hüseyin hocamızı. Yine koridorda nöbetçiyken oğlum, evladım, gir içeri ders zili çaldı diyen sesini duyuyorduk arada bir.

       Lisede dergi çıkarmaya başladı o sıralar, ismini hatırlamıyorum karınca olabilir  ama ilk kapağındaki fotoğrafı hatırlıyorum ve çok anlamlıydı. Hüseyin hocamızdanda böyle bişey beklenirdi. Afrika’da ki açlığa dikkat çeken bir fotoğraf, bir akbaba on adım ötesinde bir çocuk, Afrikalı, Afrika’da. Bu fotoğrafın çekildiği yıl ödül aldığını, fotoğrafı çektikten bir süre sonra fotoğrafçının intihar ettiğini de o ilk dergideki sayıdan öğrenmiştik. Öğrencilerle bir dergi hazırlardı.belki hala hazırlıyordur. Ama en çok hüseyin hocamız yoruluyordu emek veriyordu tabi. Dergi 50 kuruş veya ücretsizdi.siyah beyazdı. Büyük bir dergiydi.sayfaları çoktu. Bir çok öğrencinin imzası vardı çoğu yazının ve şiirin altında. İlk Sayfa müdüre ayrılmıştı galiba 🙂

           Ortaokul yıllarında ders aralarında, dersin içinde bizimle bol bol sohbet ederdi. Anlatacak o kadar çok şeyi vardı ki. Ve anlatımıda gayet akıcı ve düzgün idi.Edebiyat dünyasından, kitaplardan, hayattan, Mevlanadan. Bizleri büyük bir insan gibi ciddiye alıp anlatırdı. Bazen anlamazdık bazen anlardık anlattıklarını. Mesele demişti bir keresinde, mesele karakterlerinizi geliştirmeniz gençler. Karakterimize bir katkı yapmak için anlattı, anlattı, anlattı. Bıkmadan usanmadan yorulmadan. Birde ben hasta ve yorgun bir adamım yormayın beni çocuklar derdi ( sınavları okumadınız mı hocam diye soru yağmuruna tuttuğumuzda galiba :)) ki o zamanlar 20 li yaşlarındaymış. Sınavlardan korktuğumuzda, hocam kolay sorun falan dediğimizde, yalan dünyanın yalan sınavları gençler derdi, canınızı sıkmayın 🙂

         Daha sonraları Sivasa gittiğimizde uğramaya çalıştığımız bir abimiz oldu belki ama Hüseyin hoca hep saygı duyduğumuz bir hocamız olarak kaldı gönlümüzde. Bizlere şairleri yazarları ufak denecek yaşta tanıtan, gerçek şair ve yazarın tanımını yapmamıza yardımcı olan bir insandır. Dostoyevski’yi Tolstoy’u çok iyi bilmeyenler, tanımayanlar olduğunda hep şaşırırdım. Artık şaşırmıyorum. Çünkü herkesin bir Hüseyin hocası olmayabilir.

          Hatıraları çoktu, çok gülerdik Hüseyin hoca anlatırken. Belagati kuvvetlidir. Sonraları Sivasta sühan isminde bir dergi çıkardı. Hatırı sayılır bir kalabalık yazar grubu yazdı sühanda.Türkiye nin birçok yerinden yazarları vardı yanılmıyorsam. Emek veren yine en çok Hüseyin hocaydı.kendisine sorduğumda birgün  hocam neden kapattınız dergiyi, destek olan olmadımı dediğimde, biliyorsun Muhammed bizim memleket omuz vermesiyle ünlü olduğu kadar omuz atmasıylada ünlüdür demişti. Onun Sivas’ta olması Sivas için bir değerdir. Kıymeti bilinmeli.

        Sonra peşpeşe kitaplar yayınladı Hüseyin hocam. Birincisi çekil gideyim hayat  ( şiir kitabı) oldu. Ardından çırpınıp içinde döndüğüm deniz ( deneme ) oldu. Sonra melal bahçesi isminde bir şiir kitabı yayımlandı . Melal bahçesi hüzünlü şiirler barındıran bir kitap içinde. Aynı zamanda da bir huzurun kitabı. Kaderiyle barışık olmanın verdiği bir huzur veyahut ta yüce bir amaca hizmet ettiğini bilmenin verdiği bir huzur.

        Son olarak bir anımı paylaşıp bitireyim yazımı. 8. Sınıftaydık.Okul bitiyordu. Türkçe nin son sınavıydı.Hüseyin hoca geldi sınav kağıtlarını dağıttı. Biz sınava başladık. Dediki isteyen kitabı defteri açıp bakabilir. Biz şaşırdık. Biraz bocalama falan. Derken kimileri açtı baktı. Kimileri utanarak sıkılarak denedi ama yapamadı. Kimileride arada kaldı ama yapmadı. Sınav bitti. Hüseyin Hoca kağıtları topladı. Çıkarken dediki ” gençler herkes kendi karakterini görmüş oluyor böylece”  anlaşılan bize bir ders daha vermek istemişti Hüseyin hoca. Son ders makamında. Yani hakkın olmayanı alabiliyor musun yoksa bütün şartlar müsait olsa bile almaz mısın ?  Soru buydu demekki . İçinde başka birçok soru ve cevapta barındıran bir soru. İnce bir dersti.

     Yazmakla bitiremeyeceğimi anlıyorum. İyisimi merak edenler biraz baksınlar, araştırsınlar.Kendisinin üç kitabı bir sitesi var, ara ara yazı ekliyor Hüseyin hocamız oraya. Şu sıralar Semerkand dergisinde denemeler yazıyor. Aynı zamanda sitesinde de yayınlıyor. http://www.huseynkaya.com adresinde.

image

image

image

Diğer yazıda görüşmek üzere.

Muhammed Aksoy muhammetaksoy58@gmail.com http://www.muhammetaksoyblog.wordpress.com

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: